1. YAZARLAR

  2. Doç. Dr. Hakan KARATAŞ

  3. AİLE VE ÇOCUK İLETİŞİMİ ARASINDAKİ EN BÜYÜK ENGEL: EĞİTİM
Doç. Dr. Hakan KARATAŞ

Doç. Dr. Hakan KARATAŞ

Doç.Dr.Yıldız Teknik Üniversite
Yazarın Tüm Yazıları >

AİLE VE ÇOCUK İLETİŞİMİ ARASINDAKİ EN BÜYÜK ENGEL: EĞİTİM

A+A-

Eğitim bireyin kendini gerçekleştirme, yaşama uyum sağlama, topluma katkıda bulunma, ve sosyalleşme yolcuğunda vazgeçilmez ve yaşamboyu süren kısmen planladığımız kısmen maruz kaldığımız kaçınılmaz bir süreçtir. Doğumdan ölüme kadar bu uyum ve gelişim süreci kesintisiz devam eder, bazen bizler için hayatı zehir eder, bazen ise bizi hayatta vezir eder. Kendi eğitim hikayemizdeki bütün başarılarımız, eksikliklerimiz ve özlemlerimizi durmadan çocuklarımıza anlatacağımız askerlik anılarımız gibidir.

    Anne ve baba olarak çocuklarımızın geleceği ile ilgili birçok hayallerimiz var.Kimimiz kendi gerçekleştiremediğimiz hayallerimizi onlarda gerçekleştirmeye çalışırız, kimimiz eksikliklerimizi onlarda tamamlamaya çalışırız, kimimiz ise çocuklarımız aracılığıyla hayata meydan okur ve hesaplaşmaya çalışırız. Ancak, son günlerde eğitime karşı geliştirdiğimiz bu bakış açısı çocuklarımızla bizi daha yakınlaştırması gerekirken aramızı bozan en büyük engellerden biri olmaya başladı.Durmadan çocuklarımızdan ders çalışmalarını, ödev yapmalarını ve sınavlara hazırlanmalarını istiyoruz. O derse karşı ilgi duyup duymadıklarını, sevip sevmediklerini düşünmeden mekanik bir şekilde aynı şeyleri söylüyoruz. Çocuklarımız da aynı cevapları veriyor. Birbirimizi duymuyor, dinlemiyor ve geçiştirmeye çalışıyoruz. Aynı şeyleri söyleyerek çocuklarımızın farklı şeyler yapmasını bekliyoruz. Diğer önemli değerleri göz ardı ederek çocuklarımızı sadece sınavdan yüksek not aldığında takdir eden insanlar olduk. Bu durum için en büyük mazeret olarak ise çocuklarımızın geleceği için çok önemli olduğuna inandığımız TEOG, LYS gibi sınavları gösteriyoruz. Bu sınavlar için temellerin aslında 0-6 yaş aralığında atıldığını, bizim çocuklarımıza sunduğumuz uyarıcıların kalitesinin belirleyici olduğunu, sağladığımız huzurlu ev ortamının katkısının onların gelişimi için önemli olduğunu unutarak problemlerimizi şimdi çözmeye çalışıyoruz. Eğitime dair yıllardır aynı şeyleri konuştuğumuza ve aynı şeylerden şikayet ettiğimize göre artık yeni bir bakış açısı geliştirme vakti gelmiştir. Bu aşamada, yazımızın başlığında gördüğümüz eğitimin aile ve çocuk arasındaki iletişim önünde engel olmaya başladığı gerçeğini biraz daha açmakta fayda var.

Dünyaya baktığımızda iki temel eğitim modeli görürüz. Bunlardan bir tanesi çocuklardaki eksiklik üzerine odaklanırken diğer model ise çocukların güçlü oldukları yöne odaklanır. Yurtdışında çocukların bireysel farklılıkları tespit edilip güçlü oldukları yönler geliştirilmeye çalışılırken, ülkemizde çocuklarımızın üstün oldukları ya da üst düzeyde gelişmiş olan özellikleri göz ardı edilerek hep sorun yaşadıkları alanlar üzerine gidilir, ek ders aldırmaya zorlanır ve eksiklikleri giderilmeye çalışılır. Bu ilkokul düzeyinden yükseköğrenime kadar değişmeyen bir hikayedir. Kısacası, eğitim hayatları boyunca çocuklarımızın eksik yönlerini yüzlerine vurur ve özgüvenlerini kaybetmelerine yol açarız. Hep ders çalışmalarını ve öğrenmelerini öğütlerken düşünmeyi hep aklımıza getirmeyiz. Hangimiz eksiğimizin sürekli yüzümüze vurulmasından zevk alırız güçlü yönümüz için övgü almak varken! Çocuklarımızın gelecekte doktor, avukat, akademisyen, pilot, öğretmen, mühendis olmadan önce mutlu olmalarını tercih etmemiz gerekir. Mutlu olmak her işte başarılı olmanın en önemli anahtarıyken, hayallerimizdeki diğer meslekler mutluluğu garanti edemezler. Eksiklikleri tespit etmeye çalışmak yerine potansiyeli keşfetmek ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak hem bizleri hem de çocuklarımızı mutlu edecektir. Tabi ki sınavları da ihmal etmeden ancak çocuklarımızın duygularını, düşüncelerini, ilgilerini, ihtiyaçlarını, tercihlerini de gözardı etmeden yeni şeyler yapma konusunda kararlılık göstermeliyiz. Sorumluluk sahibi olma, dayanışmanın önemini kavrama, ülkesinin sorunları karşısında duyarlı olma, değerlere sahip çıkma, emeğin öneminin farkında olma gibi özelliklere sahip çocuklarımızın sınav sonuçları çok mu önemlidir acaba? Başarının iyi ahlakla taçlanmadıkça değerinin olmadığı gerçeğini kim inkar edebilir? Derdimizin meslek kazanmaktan ziyade hayatı kazanmak olduğunu herkes bilmez mi?

   Peki bu durumda, anne ve babalar olarak ne yapmamız gerekiyor? Bu problemin çözümü için kitaplarda, web sayfalarında, gazete ve dergilerde bulunan standart öğüt ve önerilerden ziyade herkesin kendi çocuğuyla ilgili kendi reçetesini bulmasını öneririm. Öncelikle, çocuğunuzu yeniden tanımakla işe başlamanızı tavsiye ederim. Her çocuğun ve her ailenin hikayesi, yaşanmışlıkları, koşulları, zaafları ve güçlü yönleri farklıdır. Lütfen önce potansiyele, sonra ise performansa odaklanın. Çocuğunuzun ne yaptığından önce yapabileceklerine ve gelişebilecekleri alanlara odaklanın. Potansiyelini tarayın, güçlü yönünü teşhis edin, kendinin ifade etmesine fırsat verin ve gelişimini takip edin. Yetenekleri körelmeden farketmeye ve desteklemeye çalışın. Onların istediği, kendilerini rahat ve güvende hissettiği ve zevk aldığı konularda buşun onlarla! İyi bir insan olmanın amaç olduğunu diğer herşeyin bir araç olduğunu unutmadan lütfen çocuklarınızdan vazgeçmeyin. İletişim bittiğinde çözümsüz kalacağınızı unutmadan hiçbir şeyin çocuklarınızla iletişiminizi koparmasına izin vermeyin. Lütfen bıkmadan, usanmadan onları dinleyin. Çocuğunuzu dinlemek onlar için yapacağınız en büyük fedakarlıktır. Size kendilerini anlatmaktan asla vazgeçmesinler.

   Değerli Marmara Gazetesi Okuyucuları, bundan sonra sık sık bu köşede eğitim konusunda sizlerle birlikte olmaya, bilgilendirmeye ve gündemi değerlendirmeye çalışacağım. Bu vesileyle, sizlerle buluşmama vesile olan Marmara Gazetesi sahibi Saygıdeğer Serap Çakır Hanımefendiye şükranlarımı sunarım.

Doç. Dr. Hakan Karataş

Yıldız Teknik Üniversitesi

Eğitim Fakültesi / Eğitim Bilimleri Bölümü

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.