1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. ''4 Kasım darbesini protesto ediyoruz''

''4 Kasım darbesini protesto ediyoruz''

Bir yıl önce partimizin Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın ve 11 milletvekilinin bir gece yarısı operasyonuyla gözaltına alınıp tutuklanmaları Türkiye siyaset tarihine 4 Kasım siyasi darbesi olarak geçmiştir.

A+A-

İktidarın partimize ve demokratik siyasete yönelik bu operasyonuyla parlamento fiilen bağımlı ve taraflı olan, talimatlarla davranan yargıya teslim edilmiştir. Meclis, kendi temsilcilerine ve halkın demokratik iradesine sahip çıkamamıştır.

Halen dokunulmazlıkları olan Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimiz hukuksuz bir şekilde rehin alınmıştır. Üstelik Anayasa Mahkemesi'nin, vekillerin yasama faaliyetlerinin engellenemeyeceğine dair emsal kararına rağmen tutukluluk halleri devam etmektedir. Mahkemeler bu tutumları ile hem AYM'nin kararını tanımamakta hem de Türkiye'nin imzaladığı uluslararası demokratik sözleşmeleri görmezden gelmektedir.

20 Temmuz 2016’da Türkiye’nin tamamında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile TBMM adeta devre dışı bırakılarak tüm ülke Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetilmeye başlanmıştır. Demokratik mücadele yürüten muhalif tüm kesimler baskı altına alınmış, HDP ve bileşenlerine yönelik operasyonlar yoğunlaştırılmıştır. Bileşenimiz olan Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) 102 belediyesinin 94’üne kayyum atanarak 75 belediye eşbaşkanı ve başkanvekili tutuklanmıştır.

4 Kasım 2016’dan bu yana Eş Genel Başkanlarımız dâhil olmak üzere 15 milletvekilimiz tutuklanmıştır. 9 milletvekilimiz ise hala cezaevindedir. Bu süreçte 27 milletvekili, bir kısmı birden fazla olmak üzere, gözaltına alınmış ve serbest bırakılmışlardır. Ayrıca Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Aysel Tuğluk 28 Aralık 2016’dan bu yana tutukludur. Çeşitli düzeylerde il-ilçe ve Parti Meclisi üyelerimiz de mesnetsiz iddialarla rehin tutulmaktadır.

Türkiye’deki mevcut yargı sistemi içerisinde farklı savcılıkların aynı anda harekete geçirilmesi, farklı dosyalardan aynı anda operasyon yürütülmesi ve milletvekillerinin gayri hukuki şekilde tutuklanmalarını öngören bir mekanizma yoktur. Eşzamanlı yapılan bu saldırı bile operasyonun hukuki değil siyasi olduğunun yeterli bir kanıtıdır.

Temmuz 2015’ten itibaren yapılan siyasi operasyonlarda çoğunluğu HDP ve bileşeni partilerin yönetici ve üyeleri olmak üzere 10 binden fazla kişi gözaltına alınmış, 3 bini aşkın kişi tutuklanmıştır. HDP’li milletvekilleri hakkında çok sayıda fezleke düzenlenip TBMM Başkanlığı’na gönderilmiştir.

Siyasi operasyonlara paralel olarak HDP’nin yüksek oranlarda oy aldığı 11 il ve 45 ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. 1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimleri’ne gidilirken HDP il ve ilçe örgütlerine, bunların eylem ve etkinliklerine yönelik planlı ve organize bir şekilde 200'ün üzerinde saldırı düzenlenmiş, HDP'nin Genel Merkezi başta olmak üzere çok sayıda il ve ilçe binası yakılmış, tahrip edilmiş veya yıkılmıştır.

20 Mayıs 2016’da Anayasa’ya ve uluslararası demokratik sözleşmelere aykırı olarak yapılan değişiklik sonrasında 59 HDP milletvekilinin 55’i hakkında 510 fezlekeden soruşturma açılmıştır. HDP’de olan milletvekilleri hakkında, 2007 yılından 2015 yılına kadar geçen sekiz yıllık süreçte 182 fezleke hazırlanmıştır. HDP’nin 80 milletvekili ile Meclis’e girdiği 7 Haziran 2015 seçimleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28 Temmuz 2015’deki “dokunulmazlıklar kaldırılmalı” ve “bedelini ödemeliler” açıklamalarından sonraki 10 ay gibi kısa bir sürede ise 328 adet fezleke daha hazırlanarak bu sayı 510’a ulaşmıştır.

Kısa bir sürede hazırlanan 328 fezlekenin 154 adedi, Anayasa değişiklik teklifinin Meclis’e sunulduğu 21 Nisan 2016 ile kabul edildiği 20 Mayıs 2016 tarihi arasındaki bir aylık dönemde büyük bir hızla yazılarak gönderilmiş, yargıya verilen yürütme emirleri yerine getirilmiştir.

Dokunulmazlık düzenlemesi ile yasama sorumsuzluğunu askıya alacak şekilde, Anayasa’ya aykırı olarak milletvekili yargılamalarına başlanmıştır. Yargılamalar sonucunda HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’a siyaset yasağı getirilerek milletvekilliği ve Eş Genel Başkanlığı düşürülmüştür. Yine Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan ve Siirt milletvekili Besime Konca’nın milletvekillikleri verilen cezalar nedeniyle düşürülmüştür. Van milletvekili Tuğba Hezer ve Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın milletvekillikleri ise, Meclis tarihinde emsali olmayan bir uygulama ile devamsızlık gerekçe gösterilerek düşürülmüştür.

Sadece tutuklu milletvekillerinin cezaevlerinde bulundukları 1 yıllık süreçte 310 duruşma yapılmıştır. 4 Kasım siyasi darbesinden 1 yıl sonra bir kez daha belirtiyoruz ki, bu hukuksuzlukları asla kabullenmeyeceğiz.

Çok değil yakın bir zaman sonra bütün sonuçları ile daha iyi anlaşılacak olan bu hukuksuzluklara karşı demokrasi ve hukuk mücadelemize devam edeceğiz. Bizler, Türkiye halklarını on yıllar sürecek bir cendereye sıkıştırmak, 'tek adam yönetimi'ne mahkum etmek isteyenlere karşı dün olduğu gibi bugün de en güçlü duruşu ortaya koyacağız.

Demokratik siyasetin tasfiyesine yönelik bu hamleleri boşa çıkaracak örgütsel ve siyasal mücadelemizi sürdüreceğiz. Faşizmi kurumsallaştırmaya çalışan iktidar karşısında en geniş demokrasi mücadelesinin verilmesi için elimizden geleni yapacağız. MUTLAKA KAZANACAĞIZ...

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.